Mirastan Mal Kaçırma Nedir? Baba Sağ İken Mal Kaçırma ve Yasal Sonuçları

Aug 04, 2025 .

Baba sağ iken kardeşe mal verilirse ne olur? Kardeşten mal kaçırma, dededen toruna yapılan satışın iptali ve mal kaçırma davası hakkında tüm bilgiler burada.

Mirastan Mal Kaçırma Nedir? Baba Sağ İken Mal Kaçırma ve Yasal Sonuçları

Aile içinde miras konuları, ne yazık ki sık sık anlaşmazlıklara yol açabilmektedir. Özellikle mirastan mal kaçırma adı verilen durum, bir miras bırakanın (örneğin babanın) henüz hayattayken malvarlığını belirli kişilere devredip diğer mirasçıların hakkını azaltması anlamına gelir. Bu yazıda, halk arasında “baba sağ iken mal kaçırma” veya “kardeşten mal kaçırma” olarak da bilinen bu durumun ne olduğunu, hukuki açıdan sonuçlarını ve mirasçıların bu durumda neler yapabileceğini sade bir dille açıklayacağız. Ayrıca “dededen toruna yapılan satış bozulur mu”, “mal kaçırma davasını kazanan var mı” gibi merak edilen sorulara da değinerek konuyu kapsamlı bir şekilde ele alacağız.

Mirastan Mal Kaçırma (Muris Muvazaası) Nedir?

Mirastan mal kaçırma, hukuki literatürde muris muvazaası olarak bilinir. Basitçe ifade etmek gerekirse miras bırakan kişinin, vefatından önce malvarlığındaki bir kısım malı gerçekte karşılıksız (örneğin bağış olarak) vermek istediği halde, bunu resmiyette farklı göstererek devretmesidir. En yaygın senaryo, taşınmaz malların tapuda satış yapılmış gibi gösterilmesidir. Örneğin: Bir baba ölmeden önce evini kızına veya oğluna sanki satmış gibi devreder, fakat aslında ortada gerçek bir satış bedeli yoktur (ya da sembolik bir bedel vardır). Amaç, diğer mirasçıları (örneğin diğer çocuklarını) miras hakkından yoksun bırakmaktır. Bu tür işlemler ilk bakışta yasal ve geçerli görünse de gerçekte hileli (muvazaalı) kabul edilir ve mirasçıların dava açması halinde iptali mümkündür.

Miras bırakan bir kişi hayattayken malvarlığı üzerinde tasarruf hakkına sahiptir, yani malını istediğine satabilir veya bağışlayabilir. Ancak bu özgürlük, saklı pay adı verilen yasal mirasçı haklarını ihlal edecek şekilde kötüye kullanılamaz. Özellikle miras bırakanın mirasçılarını aldatma kastıyla hareket etmesi, yaptığı işlemi hukuken sakat hale getirir. İşte mirastan mal kaçırma durumunda devreye bu hukuki sakatlık girer: Miras bırakanın görünüşte yaptığı işlem (örneğin satış) ile gerçek niyeti (örneğin bağışlayıp mirastan mal kaçırmak) uyumlu değildir. Türk hukukunda, mirasçılara karşı yapılan bu tip aldatıcı işlemler geçersiz sayılabilir ve mirasçılar dava açarak söz konusu malın tekrar miras paylaşıma dahil edilmesini sağlayabilirler.

Saklı pay hakkında detaylı bilgi için blog yazımızı okuyun.

Baba Sağ İken Mal Kaçırma

Ailelerde en çok karşılaşılan durumlardan biri “baba sağ iken mal kaçırma” olarak ifade edilen, babanın hayattayken mallarını çocuklarından birine veya üçüncü bir kişiye devrederek diğer çocukların miras payını azaltması durumudur. Burada baba (veya anne) aslında yasal olarak malını istediğine devredebilir; hiç kimse normal bir satış veya bağış işlemini yapmasına engel olamaz. Ancak sorun, babanın bu tasarrufu diğer mirasçıları bilerek mağdur etmek amacıyla yapması halinde ortaya çıkar. Eğer baba malını örneğin oğluna tapuda satış göstererek devrettiyse ve gerçek bir bedel almadıysa, bu tipik bir mirastan mal kaçırma örneğidir. Böyle bir durumda diğer mirasçılar (örneğin kız çocuklar), tapu devrinin gerçekte muvazaalı (danışıklı) olduğunu öne sürerek tapu iptal ve tescil davası açabilirler.

Baba sağ iken mal kaçırma hukuka aykırı mıdır? Tam olarak “suç” anlamında olmasa da, hukukumuz böyle bir durumda mirasçıların haklarını korumak için çeşitli mekanizmalar öngörmüştür. Baba veya anne, sağlığında mallarını dilediğine devretmiş olsa bile; eğer bunu diğer mirasçıları mirastan mahrum bırakma niyetiyle yaptıysa bu işlem baba vefat ettikten sonra hukuken iptal edilebilir. Mirasçılar, murisin (babanın) ölümünün ardından, bu devrin mirastan mal kaçırma kastıyla yapıldığını kanıtlayarak dava açabilirler. Mahkeme süreçlerinde, devrin muvazaalı olup olmadığı araştırılırken şu gibi noktalar dikkate alınır:

  • Devrin niteliği: Gerçekten bir satış bedeli ödenmiş mi, yoksa işlem bağış niteliğinde mi? (Örneğin tapuda satış bedeli göstermişler ama fiilen ödeme yapılmamışsa bu güçlü bir muvazaa belirtisidir.)
  • Babanın tasarruf nedeni: Baba bu satışı yaparken haklı bir ekonomik gerekçesi var mıydı? Yoksa sırf bazı mirasçıları dışlamak için mi yaptı? Örneğin babanın maddi durumu gayet iyiyken, ihtiyaç yokken mallarını tek bir evladına devretmesi şüphe uyandırır.
  • Bedel ve piyasa değeri karşılaştırması: Devir işlemi düşük bir bedel gösterilerek yapıldıysa (örneğin milyonluk evin değeri tapuda sembolik bir rakam olarak belirtilmişse) bu da aldatma amaçlı olduğunu gösterir.
  • Aile içi ilişkiler: Baba ile çocuklar arasındaki ilişki nasıldı? Bir çocukla arası bozuk olduğu için onu mirastan bırakmamak amacı güttüyse, bu da niyetin göstergesi olabilir.
  • Babanın ölmeden önceki durumu: Baba devri yaptığı sırada sağlık durumu, yaşlılık vb. etkiler altındaysa ve bir çocuğun etkisi veya yönlendirmesi söz konusuysa, bu da değerlendirilir.

Unutmayalım ki, baba hayattayken yapılan bu tür işlemler o anda geçerli sayılır ve babanın yaşadığı sürece diğer mirasçıların bu işlemi iptal ettirme şansı yoktur; zira kişi kendi malını dilediğine verme hakkına sahiptir. Ancak baba vefat ettikten sonra diğer mirasçılar haklarının çiğnendiğini öne sürerek gereken hukuki yollara başvurabilirler. Türk hukuku, miras bırakanın ölümünden sonra mirasçıların böyle bir davayı açmasına olanak tanıyarak dengeyi sağlamaya çalışır.

Bursa Miras'tan mal kaçırma

Kardeşten Mal Kaçırma

Kardeşler arasında mal kaçırma, genellikle bir kardeşin diğer kardeşlerinden mal saklaması veya miras payını azaltmaya yönelik girişimlerini ifade eder. Bu durum çoğunlukla yukarıda bahsettiğimiz senaryoyla bağlantılıdır: Örneğin kardeşlerden biri, anne veya babayı etkileyerek malların kendisine devredilmesini sağlayabilir ya da ebeveyn, tek bir çocuğuna mal verip diğerlerini mirastan mahrum bırakabilir. Sonuçta mal kaçırılan taraf genellikle diğer kardeşler olur.

Hukuki açıdan bakıldığında, kardeşten mal kaçırma da miras hukukundaki muris muvazaası kavramının kapsamına girer. Yani malı kaçıran kişi aslında miras bırakanın kendisidir (anne veya baba); kaçırılan maldan zarar gören ise diğer kardeştir. Örneğin: Baba ölmeden önce bir arsayı oğullarından birine devredip kızından mal kaçırdıysa, burada kız kardeş mağdur olacaktır. Bu kardeş, babanın yaptığı temliki işlemin muvazaalı olduğunu ispat ederek dava açabilir.

Kardeşler arası mal kaçırma durumunda ceza veya yaptırım var mıdır? Bu konu çoğu kişinin kafasını karıştırabilir. Türk hukukunda, mirastan mal kaçırmaya yönelik işlemler cezai değil hukuki niteliktedir. Yani bir kardeşiniz sizi mirastan mahrum bırakmaya çalıştı diye onun hapse girmesi genellikle söz konusu olmaz. Bunun yerine, sivil (hukuki) yollardan hak arama imkânınız vardır.

  • Tapu iptal ve tescil davası: Kardeşten mal kaçırma durumunda en temel yol, muvazaalı olduğu iddia edilen tapu devrinin iptal edilip malın tekrar miras paylarına göre tescil edilmesini talep etmektir. Dava sonucunda hakim, işlemin gerçekten mirastan mal kaçırma amaçlı yapıldığına kanaat getirirse, tapu kaydını iptal ederek malı mirasçılar arasında paylaştırılmak üzere yeniden tescil ettirebilir.
  • Tazminat ve diğer yaptırımlar: Muvazaalı işlemi yapan (mal kaçıran) kardeş, dava kaybedilirse yargılama masraflarını öder ve diğer mirasçıların hakkını ihlal etmesi nedeniyle tazminat sorumluluğu doğabilir. Yani haksız bir kazanç sağladıysa, bunu iade etmek durumunda kalabilir.
  • Ceza davası ihtimali: Tek başına mirastan mal kaçırma eylemi ceza hukuku kapsamında değilse de, bu süreçte belgede sahtecilik, dolandırıcılık gibi bir suç işlendiği tespit edilirse, o zaman ceza davası da gündeme gelebilir. Örneğin tapu devri sırasında resmi evrakta sahte imza kullanılmışsa, bu artık ayrı bir suçtur.

Özetle, kardeşlerden biri mal kaçırdığında yapılacak şey hukuki sürece başvurmaktır. Mirasçılar arasındaki bu tür anlaşmazlıklarda zaman kaybetmeden yasal hakları aramak önemlidir. Çünkü mal kaçıran taraf, çoğu zaman malı üçüncü kişilere devretmeye çalışabilir veya malı elden çıkarabilir. Bu nedenle dava açarken tedbir talebinde bulunup malın başkalarına devrinin önlenmesi de sıkça başvurulan bir yöntemdir.

Dededen Toruna Yapılan Satış Bozulur mu?

Aile mirasıyla ilgili tartışmalar sadece ebeveynler ve çocuklar arasında değil, dede, nine ve torunlar arasında da yaşanabilir. Özellikle “dededen toruna yapılan satış”, diğer mirasçılar (dedenin çocukları, yani torunun anne veya babası) tarafından hileli görülüp itiraz konusu olabiliyor. Peki gerçekten dedenin torununa ölmeden önce yaptığı bir satış işlemi iptal ettirilebilir mi?

Bu sorunun cevabı, işlemin arkasındaki niyete ve koşullara bağlıdır. Şayet dede, malını torununa devrederek kendi çocuklarını mirastan mahrum bırakmak amacı güttüyse, hukuken bu da bir mirastan mal kaçırma (muris muvazaası) örneği sayılır. Yani, ortada yine mirasçıları aldatma kastıyla yapılan danışıklı bir devir işlemi vardır. Böyle bir durumda, dedenin diğer mirasçıları (kendi çocukları) dede vefat ettiğinde dava açma hakkına sahiptir. Açılacak dava yine tapu iptali ve tescil davasıdır ve muvazaalı işlemin iptali talep edilir.

  • Gerçek bir satış olup olmadığı: Dede-torun arasındaki satış sözleşmesinin gerçekten bir bedelle yapılıp yapılmadığı incelenir. Eğer torun ev veya arsayı satın almış gösterilmiş ama fiilen para ödenmemişse, bu muvazaanın göstergesidir.
  • Dedenin amacı: Dedenin bu devri yaparken kendi çocuklarını devre dışı bırakma niyeti taşıyıp taşımadığı değerlendirilir. Eğer dede sadece torununu düşünerek ve çocuklarını mirastan yoksun kılacak şekilde hareket etmişse, mirasçılardan mal kaçırma kastı var demektir.
  • Ailevi durumlar: Bazı durumlarda dede, torununa gerçekten bakmakla yükümlü olduğu veya özel bir bağ nedeniyle mal bırakmak isteyebilir. Örneğin torun, dedesine yıllarca bakmışsa ve dede minnettarlık duygusuyla malını ona devrettiyse, bu durumda mirastan mal kaçırma kastı olmadığı savunulabilir. Mahkeme tüm bu koşulları tartarak karar verir.

Eğer mahkeme, dedenin toruna yaptığı satışın muvazaalı (danışıklı) olduğuna kanaat getirirse işlem iptal edilir. Yani torun üzerindeki tapu kaydı silinir ve mal yeniden miras paylaşımına dahil edilir. Aksi takdirde, eğer ortada gerçek bir satış olduğu sonucuna varılırsa (örneğin dede malını satmayı istemiş ve torun da gerçek bedelini ödemişse), bu durumda işlem geçerli kabul edilir ve iptal edilmez.

Kısacası, “dededen toruna yapılan satış bozulur mu?” sorusunun yanıtı şu şekilde özetlenebilir: Evet, eğer satış işlemi mirastan mal kaçırma amacıyla yapıldıysa ve bu durum ispatlanabiliyorsa, diğer mirasçılar dedenin torunuyla yaptığı tapu devrini iptal ettirebilir. Bu da pek çok Yargıtay kararında vurgulanmış bir ilkedir: Eğer bir satış işleminin gerçekte bağış olduğu ve mirasçıların miras paylarını engelleme amacı taşıdığı kanıtlanırsa, o işlem muvazaalı kabul edilir ve iptaline karar verilir.

Mal Kaçırma Davası (Muris Muvazaası Davası) ve Başarı Şansı

Mirasçılar açısından bakıldığında, mal kaçırma durumuyla karşılaşmak elbette can sıkıcıdır. Ancak hukuk düzenimiz mağdur mirasçılara “muris muvazaası davası” adı altında bir yol sunmaktadır. Peki bu mal kaçırma davasını açanlar ne kadar başarılı olabiliyor? Gerçekten “mal kaçırma davasını kazanan var mı” diye merak ediyorsanız, cevabı olumlu: Evet, bugüne kadar pek çok mirastan mal kaçırma davası açılmış ve kazanılmıştır. Türk yargı sisteminde yıllardır yerleşmiş içtihatlar, mirasçıları aldatma amacıyla yapılan işlemlerin tespit edilmesi halinde mirasçı lehine sonuç doğurmaktadır. Yargıtay’ın birçok kararında, muvazaalı devirlerin tapuda iptaline hükmedildiği görülmektedir.

Bir mal kaçırma davasında başarıya ulaşmak, somut delillerle muvazaanın ispatlanmasına bağlıdır. Mahkemeler, iddia eden mirasçının öne sürdüğü delillere bakarak, söz konusu işlemin gerçekten danışıklı olup olmadığına karar verir. İşte böyle bir davayı kazanmak için öne sürülebilecek başlıca deliller ve hususlar:

  • Gerçek bir satış olmadığına dair kanıtlar: Miras bırakanın yaptığı devrin aslında hiçbir bedel karşılığı olmadığını göstermek önemlidir. Örneğin tapuda yüksek bir bedel yazılmış olsa bile, bu paranın aslında ödenmediğini kanıtlayan belgeler veya tanık ifadeleri davayı güçlendirir. (Banka dekontlarının olmaması, yüklü miktarda paranın el değiştirdiğine dair iz bulunmaması gibi.)
  • Tanık beyanları: Aile yakınları veya olaya vakıf kişiler, mahkemede “Bu satış göstermelikti, gerçekte mirasçılardan mal kaçırmak için yapıldı” diye tanıklık edebilirler. Özellikle işlem sırasında tarafların niyetine dair konuşmaları duyan, bilen kişilerin ifadeleri çok kıymetlidir.
  • Aşırı düşük satış bedeli: Tapu kaydında belirtilen satış bedeli ile malın gerçek piyasa değeri karşılaştırılır. Eğer belirtilen bedel bariz biçimde düşükse, bu muvazaanın göstergelerinden biridir. Örneğin değeri 5 milyon TL olan bir ev, tapuda 100 bin TL olarak gösterilmişse, bunun gerçek bir satış olmadığı açıktır.
  • Miras bırakanın beyan veya davranışları: Miras bırakan hayattayken yakınlarına “Ben aslında bu evi oğluma bağışladım, diğerleri dava açamasın diye satış yaptık göstermelik” gibi bir söz söylemişse veya ölmeden önce bıraktığı bir notta niyetini belli etmişse, bunlar da kanıt olabilir. Aynı şekilde miras bırakan, resmi satış yapmış olmasına rağmen malı kullanmaya devam etmiş (örneğin evde oturmaya devam etmiş, kira almaya devam etmiş) ise, bu da satışın gerçek olmadığını gösteren fiili bir karinedir.
  • Alıcının ödeme gücü ve durumu: Muvazaalı işlemlerde sözde alıcı konumundaki kişinin, aslında o malı satın alabilecek ekonomik gücünün olmaması sık görülen bir durumdur. Mahkeme, devralan kişinin gelirine, mal varlığına da bakabilir. Örneğin hiç geliri olmayan bir torun, dedesinden bir apartman kompleksi “satın almış” görünüyorsa, bunun gerçek bir alışveriş olmadığı aşikârdır.
  • Miras bırakanın motivasyonu: Yukarıda da değindiğimiz gibi, işlemin yapıldığı dönemde aile içi çekişmeler, miras bırakanın bazı mirasçılara kırgınlığı gibi durumlar mevcutsa, bu da mal kaçırma kastı olduğunu düşündüren dolaylı delillerdendir.

Bu davalarda zamanaşımı konusunda önemli bir avantaj vardır: Muris muvazaası davasında herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süre uygulanmaz. Yani miras bırakanın ölümünden yıllar sonra bile mirasçılar dava açabilirler. Örneğin 20 sene önce dedenizin torununa devrettiği bir arsa için, eğer yeni öğrenmiş veya yeni karar vermişseniz dava açmanız hala mümkündür. Ancak uygulamada çok uzun süre beklemek bazı riskler doğurabilir. Mal üçüncü kişilere satılmış olabilir veya araya iyi niyetli üçüncü şahıslar girmiş olabilir. Yine de muvazaalı işlem ilk muhatap (örneğin haksız kazanç sağlayan mirasçı veya torun) üzerindeyse, süre sınırı olmaksızın hakkınızı arayabilirsiniz.

Elbette her dava kendi koşullarına göre değerlendirilir. Mahkeme, tüm delilleri ve tarafların iddialarını tartarak hakkaniyete uygun bir karar verecektir. Eğer mal kaçırma niyeti kanıtlanırsa, Yargıtay’ın da belirttiği üzere görünüşte yapılan satış geçersiz sayılır; gizli bağış işlemi de kanunun şekil şartlarına uymadığı için geçersizdir. Sonuç olarak taşınmaz mal, miras bırakanın terekesine (mirasına) geri döner ve sanki hiç devredilmemiş gibi mirasçılar arasında paylaştırılır.

Sonuç olarak: Mirastan mal kaçırma ciddi bir haksızlık gibi görünse de, kanunlarımız ve mahkeme içtihatları bu konuda mağdur olan mirasçıları korumaktadır. Önemli olan, hak kaybına uğradığını düşünen mirasçıların yasal süreleri fazla dert etmeden (zira bu davada zamanaşımı yoktur) haklarını araması ve güçlü delillerle mahkemeye başvurmasıdır. Bu süreç karmaşık olabileceğinden, bir miras hukuku avukatından yardım almak faydalı olabilir. Uzman bir destekle, hem sürecin doğru yönetilmesi hem de haklarınızın tam olarak korunması sağlanabilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Mirastan mal kaçırma nedir?
Mirastan mal kaçırma, bir kişinin mirasçılarından mal saklamak amacıyla ölmeden önce malvarlığını danışıklı işlemlerle devretmesidir. Miras bırakan, gerçekte bağışlamak istediği bir malı tapuda satış veya benzeri göstererek bir mirasçısına ya da üçüncü kişiye geçirir. Bu şekilde diğer mirasçıları miras hakkından mahrum bırakmaya çalışır. Hukuken bu durum muris muvazaası olarak adlandırılır ve mirasçılar tarafından dava konusu yapılıp işlemin iptali istenebilir.

Baba sağ iken mal kaçırma hukuka aykırı mıdır?
Bir baba (veya anne) hayattayken malvarlığını dilediği gibi tasarruf edebilir, bu kendi hakkıdır. Ancak baba sağ iken mal kaçırma tabirinin işaret ettiği durum, babanın bu hakkını kötüye kullanarak diğer mirasçıları aldatmasıdır. Eğer baba, mallarını ölmeden önce bir çocuğuna devredip diğerlerini mirastan yoksun bırakmak kastıyla hareket ediyorsa, yaptığı işlem hukuken korunmaz. Baba sağken yapılan devrin muvazaalı olduğu (yani mirastan mal kaçırmak amacı taşıdığı) ölümünden sonra kanıtlanırsa, işlem iptal edilir ve mal miras paylaşımına geri döner. Kısaca babanız sağken mallarını bir kardeşinize devrettiyse ve sizi mirastan uzaklaştırma niyeti varsa, hukuken haklarınızı babanız vefat ettiğinde arayabilir ve işlemin iptalini talep edebilirsiniz.

Kardeşten mal kaçırma cezası var mı?
Kardeşten mal kaçırma olayı, yani bir kardeşin diğerini mirasta mağdur etmesi durumu, Türk hukukunda cezai değil hukuki bir meseledir. Bu yüzden doğrudan bir hapis cezası öngörülmez. Bunun yerine mağdur olan kardeş, tapunun iptali ve tescili davası gibi hukuki yollarla hakkını arar. Mahkeme, mal kaçırma fiilini tespit ederse tapu kaydını iptal ederek malın mirasçılara paylaştırılmasına karar verir. Ayrıca mal kaçıran kardeş, diğer mirasçıların hakkını ihlal ettiğinden tazminat ödemek zorunda kalabilir. Yalnız dikkat: Eğer bu süreçte sahte evrak düzenlemek veya benzeri bir suç unsuru varsa (örneğin resmi belgede sahtecilik), o takdirde ceza davası da gündeme gelebilir. Ancak salt “miras kaçırma” olayı, kendi başına ceza kanununda tanımlı bir suç değildir.

Dededen toruna yapılan satış bozulur mu?
Dededen toruna yapılan satış, eğer diğer mirasçıların (dedenin çocuklarının) miras hakkını ihlal etme amacı taşıyorsa bozulabilir. Yani dede, malını torununa devrederek kendi çocuklarını mirastan kaçırmaya çalıştıysa, bu işlem muris muvazaası sayılır. Dede vefat ettikten sonra, mahrum kalan mirasçılar mahkemeye başvurarak tapu iptal davası açabilirler. Mahkeme, satışın gerçekte bağış olup mirasçıları aldatma kastıyla yapıldığını tespit ederse, dedenin torunuyla yaptığı satışı iptal eder. Sonuçta mal, tekrar miras ortaklığına dahil edilerek dedenin tüm mirasçılarına paylaştırılır. Özetle, evet – dedenin torununa yaptığı satış belirli koşullarda bozulabilir. Ancak eğer ortada gerçek bir satış varsa ve dede torununa malını normal bir bedelle devrettiyse, bu durumda işlem geçerli kabul edilecektir. Her şey, işlemin ardındaki gerçek niyetin ne olduğunun ispatına bağlıdır.

Mal kaçırma davasını kazanan var mı?
Evet, mirastan mal kaçırma (muris muvazaası) davasını kazanmış birçok mirasçı örneği bulunmaktadır. Bu tür davalar Türkiye’de oldukça sık açılmakta ve başarıyla sonuçlanan davalar mevcuttur. Yargıtay ve bölge adliye mahkemelerinin yerleşik içtihatları da mirasçıları koruma yönündedir: Eğer davacı mirasçılar, yapılan işlemin mirastan mal kaçırma amacıyla muvazaalı olduğunu güçlü delillerle kanıtlayabilirlerse, mahkemeler tapu kaydını iptal edip mirasçıların hakkını iade eden kararlar vermektedir. Örneğin, Yargıtay’ın bir kararında “mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla satış gösterilerek yapılan devirde bedelin ödenmediği tanıklarla sabit görülmüş ve davanın kabulüne karar verilmiştir” şeklinde ifadelerle bu tür davaların mirasçılar lehine sonuçlandırıldığı görülmüştür.

Bir mal kaçırma davasını kazanmanın anahtarı, davayı sağlam delillerle desteklemektir. Tanık ifadeleri, düşük gösterilen satış bedelini kanıtlama, para hareketlerinin yokluğu gibi unsurlar başarı şansını artırır. Ayrıca bu davalarda zamanaşımı engeli olmadığından, pek çok mirasçı yıllar sonra bile hakkını arayarak davayı kazanabilmiştir. Önemli olan, miras hakkınızın ihlal edildiğini düşünüyorsanız yasal yollara başvurmaktan çekinmemeniz ve konuyla ilgili uzman bir hukukçudan destek almanızdır. Böylelikle siz de kazanan taraflar arasında yer alabilirsiniz.

Not: Burada verilen bilgiler genel nitelikte ve bilgilendirme amaçlıdır. Her somut olay kendi koşullarına göre farklı sonuçlanabilir. Hak kaybına uğramamak için alanında uzman bir avukata danışmak doğru yönlendirme almanızı sağlayacaktır.

Cart (0 items)

Avukat Nurettin Canata – Avukatlık Bürosu, deneyimli avukat ve danışman kadrosuyla ceza, iş, ticaret, miras, boşanma ve pek çok hukuk alanında profesyonel hukuki danışmanlık ve temsil hizmetleri sunmaktadırŞeffaf, çözüm odaklı ve titiz yaklaşımımızla, müvekkillerimizin haklarını en iyi şekilde savunuyor, hukuki süreçleri güvenle yönetiyoruz.

+90 533 723 12 34

Adres

Sakarya, 1. Sezen Sk. Alihan İş Hanı No: 7/12, 16245 Osmangazi̇/Bursa