Osmangazi / BursaHafta içi 09:00 – 18:00 · Acil durumlarda 7/24
Bursa Barosu · Sicil No 7458
İdare ve Vergi Hukuku

Tam Yargı Davası

Tam yargı davası nedir, ne zaman açılır? İdarenin haksız eylemlerine karşı maddi ve manevi tazminat davası süreçleri için güncel hukuki rehber.

Yazar: Av. Nurettin CanataGüncelleme: 18 Mayıs 202620 dk okuma
Tam Yargı Davası

Tam yargı davası, idari eylem veya işlemlerden dolayı uğranılan maddi ve manevi zararların giderilmesi için, idare karşı açılan davadır. Özel hukukta açılan maddi ve manevi tazminatın idare hukukuna yansıması olup, “idareye karşı tazminat davası” olarak da adlandırılmaktadır.

Tam yargı davasının hukuki dayanağı Anayasa’nın m.125/7 hükmüdür. Devletin kamu gücünü kullanarak yaptığı işlemler veya aldığı kararlar sebebiyle vatandaşların uğradığı zararı gidermek için getirilmiştir.

Bu içerikte, devlete karşı tazminat davası açma şartları ve yargılama süreci ile dava sonucu kararın uygulama imkanları hakkında verilecektir.

Tam Yargı Davası Nedir?

İdari mahkemelerde açılan dava türleri ve usullerini düzenleyen İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) m.2/1-b hükmü tam yargı davasını şu şekilde tanımlamıştır;

Tam yargı davasının özü, devletin bir işlemi, eylemi veya ihmali sebebiyle uğranılan zararların tazminidir. Dava konusu belirli bir miktar parayı içermektedir. İdari mahkemelerinden uğranılan maddi ve manevi zararın tespiti ve giderilmesi talep edilmektedir.

Devlete karşı tazminat talebiyle birlikte bir idari işlemin iptali isteniliyorsa, idari işlemin iptali davasıyla birlikte veya iptal davası sonrasında da açılması mümkündür.

Tam Yargı Davası Çeşitleri Nelerdir?

İdari yargıda açılacak tam yargı davası, dayandığı hukuki sebebine göre 4 başlıkta incelenmektedir.

1. Maddi ve Manevi Tazminat Niteliğindeki Tam Yargı Davaları

Devlet kurumlarının hukuka aykırı eylem ya da işlemleriyle şahıslara verilen maddi ve manevi zararın giderilmesi için açılmaktadır. Bu davaların temel dayanağı hizmet kusurudur. Yani kamu hizmetinin hiç sunulmaması, geç sunulması veya gereği gibi yürütülmemesidir.

Bir devlet hastanesinde yapılan ameliyatta doktorun veya sağlık personelinin ihmali sonucu hastanın zarara uğraması bu dava türüne örnektir.

2. İstirdat (Geri Alma) Niteliğindeki Tam Yargı Davaları

İstirdat, “haksız elde edilen mal varlığının veya paranın geri alınması” ifade etmektedir. Devletin bir hukuki dayanağı olmadan kişilerin mal varlığından zenginleşmesi halinde, söz konusu zenginleşmenin iadesi için açılan davadır.

Örneğin, yasal dayanağı olmayan bir genelgeye dayanarak tahsil edilen harç veya vergilerin geri iadesi buna örnektedir.

3. İdari Sözleşmelerden Kaynaklanan Tam Yargı Davaları

!3. İdari Sözleşmelerden Kaynaklanan Tam Yargı Davaları

İdare sözleşme, köprü, yol yapımı gibi kamu hizmetinin görülmesi amacıyla akdedilen, diğer tarafı devlet olan sözleşmelerdir. Bu sözleşmelerden kaynaklı maddi ve manevi zararların tazmini için açılan tam yargı davası çeşididir.

4. Vergi Hukukundan Doğan Tam Yargı Davaları

Vergi mükelleflerinin ya da vergi sorumlularının, kendi gıyaplarında kesilen usulsüz vergi cezalarına, haksız tarhiyatlara veya idarenin mali gücü aşan hatalı uygulamalarına karşı açtıkları davalardır.

Tam Yargı Davasının Şartları Nelerdir?

Devlete karşı tazminat davası (tam yargı davası) mahkeme tarafından usulden reddedilmemesi ve başarıyla sonuçlanabilmesi için kanunen aranan belirli ön şartların yerine getirilmesi gerekir. İYUK kapsamında bir tam yargı davasını için şu şartların sağlandığı kontrol edilmelidir:

1. İdari Bir İşlem, Eylem veya Sözleşmenin Varlığı

Öncelikle davanın açılabilmesi için iade kamu gücünü kullanarak tesis ettiği bir işlem olması gerekir. Henüz gerçekleşmemiş bir işlem sebebiyle dava açılması mümkün değildir. Devletin kamu gücüne kullanarak işlem veya eylemin gerçekleşmiş olmalıdır.

2. Kişisel Bir Hakkın İhlal Edilmesi (Zarar Şartı)

Tam yargı davalarının, iptal davalarından en büyük farklı zarar şartıdır. Devlete karşı tazminat davası açabilmek için “kişisel bir hakkının ihlal edilmiş olması” olması gerekir. İdari işlemin iptali davasında olduğu gibi menfaati ihlal edilmesi yeterli değildir. Kişisel bir zararın varlığı aranır.

Tam yargı davasının konusu sadece belirli bir miktar parayı içeren maddi tazminat davası değildir. Kişilik haklarının saldırıya uğramasından doğan manevi tazminat davasının da açılması mümkündür.

3. İdari Fiil ile Zarar Arasında İlliyet Bağı (Nedensellik)

Devlete karşı tazminat davası açacak olan kişinin zararı ile devletin işlem veya eylemi sonucu ortaya çıkmalıdır. Zarar ile eylem arasında nedensellik bağının bulunması gerekir. Hukukta buna “illiyet bağı” denir. Eğer zarar ile idarenin davranışı arasında doğrudan bir neden-sonuç ilişkisi kurulması gerekir.

4. Tam Yargı Davası Öncesi İdareye Başvuru Zorunluluğu (İYUK M.13)

İYUK m.13 uyarınca tam yargı davasının sebebi idari işlem veya sözleşmeye dayanması halinde, ilk önce ilgili idareye başvurmak zorunludur. Aksi takdirde açılan dava usulden reddedilecektir.

Söz konusu hüküm şöyledir;

“1. İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında otuz gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir.

2. Görevli olmayan adli (…)[10] yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddi halinde sonradan idari yargı mercilerine açılacak davalarda, birinci fıkrada öngörülen idareye başvurma şartı aranmaz.

İYUK m.13/1 hükmünde tam yargı davası öncesi idareye başvuruda bir zamanaşımı süresi öngörmüştür. İdari eylem veya işlemin eylemin yazılı bildiri veya öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl, her halükarda 5 yıldır. Bu süre içerisinde iadeye başvurulmadığı takdirde dava hakkı ortadan kaybolmaktadır.

İYUK m.13/2 hükmünde de idariye başvurma zorunluluğunun istisnası düzenlenmiştir. Buna göre devletle akdedilen sözleşme sebebiyle adli yargıda, yani idari yargı haricindeki yargı yerlerinde, açılan tam yargı davalarında idariye başvurma zorunluluğu yoktur.

İdarenin Hukuki Sorumluluğu ve Dava Açma Sebepleri

!İdarenin Hukuki Sorumluluğu ve Dava Açma Sebepleri

Tam yargı davasının açılabilmesi için idarinin bir eylemi, işlemi veya sözleşme ihlali olması ve bir kişisel zararın varlığı gerekir. Davanın açılması için bir kusurlu davranış sebebiyle zararın ortaya çıkması yeterlidir. Devletin kusurlu ve kusursuz hukuki sorumluluğu vardır. Ancak, tam yargı davasında belirlenecek tazminat miktarında kusur veya kusursuz sorumluluk halleri dikkate alınmaktadır.

İdarenin hukuki sorumluluğu ve davanın hukuki dayanakları şu şekildedir:

1. İdarenin Hizmet Kusuru Nedeniyle Sorumluluğu

İdari yargılama hukukunda kusura dayanan sorumluluk hizmet kusuru olarak adlandırılır. Hizmet kusuru, özel hukuktaki şahsi kusur mantığından tamamen farklı, objektif bir karaktere sahiptir.

Devletin hizmet kusuru üç başlıkta incelenmektedir:

  • Kamu Hizmetinin Hiç İşlememesi: İdarenin yasal olarak sunmak zorunda olduğu bir hizmeti tamamen ihmal etmesi.
  • Kamu Hizmetinin Geç İşlememesi: Hizmetin sunulması ancak bunun makul sürelerin çok ötesinde gecikmeli olarak yapılması.
  • Kamu Hizmetinin Kötü İşlememesi: Hizmetin sunulmasına rağmen, usulüne, tekniğine ve gerekliliklerine aykırı, kusurlu şekilde yürütülmesi.

Bazı tam yargı davaları açılması için mutlaka hizmet kusurunun varlığı aranmaktadır.

Örneğin, malpraktis nedeniyle idareye karşı açılacak tazminat davalarında mutlaka hizmet kusurunun ispatlanmış olması aranır. Örneğin, yanlış tedavinin uygulandığının ispatı gerekmektedir. Kusursuz sorumluluk sebebiyle malpraktis davası açılamamaktadır.

Malpraktis davalarıyla alakalı daha fazla bilgi için “Doktor Hatası (Malpraktis) Nedeniyle Tazminat Davası” adlı makalemizi inceleyebilirsiniz.

2. İdarenin Kusursuz Sorumluluğu

İdarenin kusursuz sorumluluğu, ihmali veya hatası olmasa dahi, yürüttüğü tehlikeli/riskli faaliyetler ile meydana gelen somut zararlardan sorumlu olmaktadır. Bu tür durumlarda zarar ile nedensellik bağının ispatlanması yeterli olup, kusur aranmamaktadır.

İdarenin kusursuz sorumluluğu nedeniyle tam yargı davasına emsal olarak Danıştay 10. DAİRE E. 2016/1017 K. 2017/5105 tarihli kararı mevcuttur;

“[…] kamu görevlisi olan, kamu hizmeti yapmak üzere davalı idare tarafından görevlendirilen ve bu görevi yerine getirmek üzere idarenin tahsis ettiği araçla seyahat etmekte iken geçirdiği trafik kazası sebebiyle vazife malulü olarak emekliye ayrılan davacının, idari faaliyet ile nedensellik bağı kurulabilen; yürütülen kamu hizmetinin neden ve etkisiyle meydana gelen ve davalı idarenin yürüttüğü kamu hizmetinin doğrudan sonucu olan özel ve olağan dışı zararının kusursuz sorumluluk ilkesine göre tazmini gerekmektedir.”

3. Kamu Görevlisinin Kişisel Kusuru Durumu

Bir kamu görevlisinin eyleminden kaynaklı devlete tazminat davası açabilmek için, eylemin kamu görevini ifa ederken gerçekleş olmalıdır.

Kamu görevlisinin yürüttüğü kamu hizmetiyle hiçbir alakası olmadan, kusurlu davranışlarıyla verdiği zararlardan kamu görevlisinin kendisi sorumludur. Bu durumda tam yargı davasının açılması mümkün değildir. Nitekim, kamu görevlisi görevi dışında normal bir vatandaş olup, kendisine Asliye Hukuk Mahkemelerinde tazminat davası açılmalıdır.

Tam Yargı Davası Açma Süresi Nedir?

!Tam Yargı Davası Açma Süresi Nedir?

İdari yargı davalarında en önemli hususlardan zamanaşımı süreleridir. İdare hukuk avukatının tam yargı davası açma süresini iyi kontrol etmesi gerekmektedir.

Tam yargı davası açma süresi; idari eylemden kaynaklanan davalar, idareye başvuru sonrası veya iptal davası akabinde gibi ihtimallere göre değişmektedir. Aşağıda farklı ihtimallere göre dava açma süresi hakkında bilgi verilmiştir.

1. İdari Eylemlerden Doğan Zararlarda Dava Açma Süresi (1 ve 5 Yıllık Sınır)

Yukarıda da bahsedildiği üzere, idari eylemlerden kaynaklı dava açabilmek için idariye başvurması zorunludur. İdariye başvuru İYUK m.13 kapsamında yazılı olarak yapılmaktadır.

İdari eylemden kanyaklı dava açma süresi şu şekildedir:

  • İdareye Başvuru Süresi: Mağdur olan kişiler, idari eylemi ve buna bağlı zararı yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren 1 (bir) yıl ve her halükarda eylem tarihinden itibaren 5 (beş) yıldır.
  • İdare Tazminat Talebini Reddederse: İdare talebi kısmen veya tamamen reddederse, bu ret kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içinde tam yargı davası açılmalıdır.
  • İdari Cevap Vermezse: İdare 30 gün içinde hiçbir cevap vermezse talep zımnen reddedilmiş sayılır. Bu 30 günlük bekleme süresinin bittiği tarihten itibaren başlayan 60 günlük dava açma süresi içinde tam yargı davası ikame edilmelidir.2.

2. İdari İşlemin Geri Alınması İçin Üst Makama Başvurma Halinde Süre (İYUK m. 11)

İdarenin tek taraflı kararları (Örn: Hatalı vergi kesilmesi, ruhsat iptali) nedeniyle hak ihlali yaşandığında doğrudan doğruya tam yargı davası açılabilir:

İdari işlemlerde dava açma süresi, işlemin tebliğini izleyen günden itibaren İdare Mahkemelerinde 60 gün, Vergi Mahkemelerinde ise 30 gündür. Dava açmadan önce işlemin kaldırılması veya yeni işlem tesisi için idareye başvurulursa, 30 günlük cevap süresi boyunca dava açma süresi durur. Ret cevabının gelmesi veya 30 günün sessiz geçmesiyle süre kaldığı yerden işlemeye başlar.

3. İdari İşlemin İptali Davası Sonrasında Tam Yargı Davası Açma Süresi

Tam yargı davası açılmadan önce iptal davasının açılması mümkündür. Bu durumda iptal davası kesinleştikten itibaren 60 gün (Vergi mahkemelerinde 30 gün) içinde tam yargı davası açılması zorunludur.

İptal davası sonrası tazminat davasının açma süresine ilişkin Danıştay 13. Dairesi 2015/4836 E. – 2015/4206 K. Nolu kararı şu şekildedir;

“Danıştay’a göre, 2577 sayılı Kanun’un 12. maddesi uyarınca, bir idari işlemin iptali davasının kesinleşmesi üzerine bu işlemden doğan zararların tazmini için açılacak tam yargı davasının süresi, iptal kararının kesinleşmesinin tebliğinden itibaren 60 gündür.”

4. İdari Sözleşmelerde Dava Açma Süresi

Kamu hizmeti yürütmek amacıyla imzalanan idari sözleşmelerin uygulanması aşamasında doğan mali uyuşmazlıklarda da dava açma süresi 60 gündür. İdareye yapılacak hak ediş veya alacak başvurularının, öncelikle genel borçlar hukuku zamanaşımı süreleri içerisinde yapılması, idarenin ret cevabından itibaren de 60 gün içinde davanın açılması şarttır.

Tam Yargı Davalarında Süreler Ne Zaman Başlar? (İYUK m. 7)

Sürelerin hesaplanmasında hataya düşmemek için yasal sürenin başlangıcı idare hukuku avukatı tarafından doğru tespit edilmelidir:

Uyuşmazlık Türü

Sürenin Başlangıç Noktası (Ertesi Günden İtibaren İşler)

Genel İdari İşlemler

Yazılı bildirimin (tebliğin) yapıldığı tarih.

Tahakkuku Tahsile Bağlı Vergiler

Verginin veya cezanın fiilen tahsil edildiği tarih.

Tevkif (Stopaj) Yoluyla Alınan Vergiler

İstihkak sahiplerine ödemenin yapıldığı tarih.

İlanı Gereken Düzenleyici İşlemler

İlan tarihini izleyen gün.

Adresi Belli Olmayanlara İlanen Tebliğ

Son ilan tarihini izleyen günden itibaren 15 gün sonra süreler başlar.

Tam Yargı Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme Neresidir?

!Tam Yargı Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme Neresidir?

Tam yargı davalarında görevli mahkeme idare mahkemeleridir. Bir vergi uyuşmazlığı söz konusuysa vergi mahkemelerinde dava açılmaktadır.

İdare mahkemelerin kendi içerisinde bir görev dağılımı mevcuttur. Danıştay, kural olarak bir temyiz merciidir. Ancak bazı sınırlı ve istisnai durumlarda (Örn: Ülke çapında uygulanan cumhurbaşkanlığı kararnameleri veya bakanlıkların düzenleyici işlemlerinden doğan doğrudan zararlar) ilk derece mahkemesi sıfatıyla tam yargı davasına bakmaya yetkilidir.

Tam yargı davalarında yetkili mahkeme ise, davanın hangi il ve ilçede açılacağının belirlenmesidir. Yetkili mahkeme belirlenmesinde şu hususlara dikkat edilmelidir:

  • Hizmet ve Eylemden Doğan Zararlarda Yetki: Zarar bir idari eylem veya işlemden kaynaklanması halinde, hizmetin görüldüğü veya eylemin yapıldığı yer idare mahkemesi yetkilidir. Örneğin; hatalı sağlık hizmetinin verildiği yer mahkemesinde dava açılmalıdır.
  • İdari İşlemlerden Doğan Zararlarda Yetki: Zarara yol açan unsur idarenin tek taraflı bir kararı veya işlemi ise, o idari işlemi çözümlemeye kanunen yetkili olan yer mahkemesi tam yargı davasında da yetkilidir.

Tam Yargı Davası Nasıl Açılır?

Tam yargı davası açılırken ilk olarak davalı kurumun tespit edilmesi gerekmektedir. Akabinde hazırlanacak dava dilekçesinde mutlaka şu hususlara yer verilmelidir:

  • Davacının adı, soyadı, T.C. kimlik numarası ve adresi,
  • Davalı konumundaki devlet kurumu/idari merci ve adresi,
  • Davaya konu olan hukuka aykırı idari işlem veya eylemin özeti,
  • Davanın konusu, hukuki sebepleri ve dayandığı deliller,
  • Zarar idari işlemden doğmuşsa, işlemin davacıya tebliğ edildiği tarih,
  • Talep edilen net tazminat miktarı (Maddi ve manevi tazminat kalemleri ayrı ayrı belirtilmelidir),
  • Net ve açık talep sonucu.

Tam Yargı Davası Dilekçe Örneği

Tam yargı dava dilekçesi örneği olarak paylaştığımız metin sadece bilgilendirme amaçlıdır. Her somut olayın hukuki dinamikleri, süreleri ve delilleri farklıdır. Hak kaybına uğramamak için dilekçenin uzman bir idare hukuku avukatı tarafından hazırlanması önerilir.

Tam Yargı Davasında Yürütmenin Durdurulması Talep Edilebilir Mi?

Tam yargı davaları belirli bir miktar parayı içermesi sebebiyle bu davalarda yürütmenin durdurulma kararı söz konusu değildir. Yürütmenin durdurulması talep edilebilecek olan karar idari işlemin iptali davasıdır.

Yürütmenin durdurulması kararı hakkında daha fazla bilgi için buraya tıklayarak öğrenebilirsiniz.

Tam Yargı Davalarında Talep Edilebilecek Zararlar

Devlete karşı tazminat davasının konusu hem maddi hem de manevi tazminattır. İdare hukuku avukatı tarafından zararın tespit edilmesi son derece önemlidir.

1. Maddi Tazminat ve Yoksun Kalınan Kâr

Tam yargı davasında talep edilebilecek maddi tazminat kalemleri şunlardır:

  • Fiili Zarar: Hatalı tıbbi müdahale sonucu oluşan hastane ve tedavi giderleri, idarenin kusurlu yol çalışması nedeniyle hasar gören aracın tamir masrafları fiili zarardır.
  • Destekten Yoksun Kalma Tazminatı: İdarenin kusuru sebebiyle yakınını kaybeden kişilerin (eşi, çocukları, anne-babası) talep edebileceği tazminat türüdür.
  • Yoksun Kalınan Kâr (Kazanç Kaybı): İdarenin haksız bir işlemi veya eylemi olmasaydı davacının elde edeceği kesin olan ancak ihlal nedeniyle mahrum kaldığı ekonomik gelirlerdir. Örneğin; hukuka aykırı olarak ihalelerden yasaklanan bir şirketin mahrum kaldığı ticari kazançlar bu kapsamdadır.

2. Manevi Tazminat ve Yasal Faiz Başlangıcı

Manevi tazminat; idarenin hukuka aykırılıkları nedeniyle bireyin duyduğu acı, elem, keder ve psikolojik yıpranmanın telafi edilmesi amacıyla talep edilen tazminattır. Özellikle uzuv kaybı veya yoğun tedavi gerektiren durumlarda ciddi oranda hükmedilmektedir. Ölen kişinin mirasçıları tarafından da talep edilmesi mümkündür.

Tam Yargı Davasında Faiz Başlangıç Süresi

!Tam Yargı Davasında Faiz Başlangıç Süresi

Tam yargı davasında Dilekçede faiz talebinin ve faiz başlangıç tarihinin usulüne uygun şekilde açıkça belirtilmesi gerekmektedir. Faiz başlangıcının tespiti için bir idare hukuku avukatından destek alınması önemlidir.

  • İdari Eylemlerde Faiz Başlangıcı: İdarenin fiili eylemlerinden (Örn: kazalar, tıbbi hatalar) doğan zararlarda faiz, dava açılmadan önce idareye yapılan zorunlu başvuru (müracaat) tarihinden itibaren işlemeye başlar.
  • İdari İşlemlerde Faiz Başlangıcı: Doğrudan idari işleme karşı (veya iptal davası sonrası) açılan tam yargı davalarında yasal faiz, kural olarak davanın açıldığı tarihten itibaren başlatılır.

İptal Davası Açmadan Doğrudan Tam Yargı Davası Açılabilir mi?

Tam yargı davasının açılabilmesi için ilk olarak iptal davasının açılmasına gerek yoktur. Kişi doğrudan devlete karşı tazminat davası da açması mümkündür. Ancak, ilk olarak işlemin iptal edilip edilmeyeceği kararı beklenilmesi gerekecektir.

Danıştay İdari Dava Daire Kurulu 2004/795 E., 2007/1820 K. sayılı kararı, doğrudan tam yargı davasının açılabileceğini öngörmüştür;

Tam Yargı Davası Ve İptal Davası Farkı

İdari yargıda hakkını aramak isteyen vatandaşların ve şirketlerin en çok kararsız kaldığı konu, “iptal davası” mı yoksa “tam yargı davası” mı açmaları gerektiğidir. 2577 sayılı İYUK kapsamında her iki dava türü de aynı yargılama usulüne tabi olsa da; konuları, amaçları ve doğurdukları hukuki sonuçlar bakımından birbirlerinden tamamen ayrılırlar.

Farklı Alanları

İptal Davası

Tam Yargı Davası

Davanın Konusu

Sadece idarenin tek taraflı idari işlemleri (kararları) dava edilebilir.

İdarenin işlemleri, fiili eylemleri ve idari sözleşmeleri dava edilebilir.

Temel Amacı

Hukuka aykırı kararın iptal edilerek hukuk aleminden tamamen silinmesi.

Hak ihlalinin giderilmesi ve uğranılan zararın nakden tazmîni (tazminat).

Hukuki Niteliği

Objektif mahiyettedir; amaç şahsi menfaatten ziyade hukuk düzenini korumaktır.

Subjektif mahiyettedir; doğrudan davacının şahsi ve somut hak kayıplarına odaklanır.

Aranan İhlal Şartı

Davacının idari işlemle arasında menfaat ihlalinin (makul bir bağın) bulunması yeterlidir.

Davacının doğrudan, parayla ölçülebilir kişisel bir hakkının ihlal edilmiş olması zorunludur.

Kararın Etki Alanı

Genel etkilidir. Mahkemenin iptal kararından o işlemle ilgili olan herkes yararlanır.

Sadece tarafları bağlar. Hükmedilen tazminat yalnızca davanın davacısına ödenir.

Tam Yargı Davası Emsal Danıştay Kararları

!Tam Yargı Davası Emsal Danıştay Kararları

Tam yargı davası açılmadan önce karar araştırılması son derece önemlidir. Somut uyuşmazlığının tespiti ve emsal karar için idare hukuku avukatından destek alınması önerilmektedir.

1. İptal Davasından Sonra Manevi Tazminat Davası Açılması ve Süre İşleyişi

İdari işlemin haksızlığına karşı açılan iptal davası kazanıldıktan sonra, idarenin kusur durumunu görerek ayrıca ve sonradan manevi tazminat davası açılması anayasal hak arama hürriyetinin bir gereğidir ve süre aşımına uğramaz.

Danıştay 12. Daire, E. 2017/2225, K. 2020/15, T. 13.01.2020 tarihli kararı;

2. İptal Davasının Süre Yönünden Reddedilmesi Tam Yargı Davası Açılmasına Engel Değildir

Bir idari işlemin iptali için açılan dava süre aşımı gibi usuli bir nedenle reddedilmiş olsa dahi, (tam yargı) davası açma hakkını ortadan kaldırmaz.

Danıştay 13. Daire, E. 2012/1716, K. 2018/4375, T. 25.12.2018 tarihli kararı;

3. Bilirkişi Raporuna İtiraz Halinde Davacıya Miktar Artırımı (Islah) Bildirimi Yapılması Zorunluluğu

Tam yargı davalarında tazminat miktarının tespiti için alınan bilirkişi raporuna davacı itiraz ederse, mahkeme ek rapor almalı veya itirazı reddedecekse dahi davacıya tazminat miktarını artırma (ıslah) hakkını kullanıp kullanmayacağını sormak için yasal bildirimde bulunmalıdır.

Danıştay 10. Daire, E. 2020/1420, K. 2021/1267, T. 18.03.2021 tarihli kararı;

4. Tam Yargı Davasının Belirsiz Alacak Olarak Açılması

!4. Tam Yargı Davasının Belirsiz Alacak Olarak Açılması

Eğer uğranılan zararın tam miktarı ancak idarenin elindeki bilgi, belge ve muhasebe kayıtlarının incelenmesiyle ortaya çıkartılabilecek nitelikteyse, kesin bir tazminat miktarı gösterme zorunluluğu yoktur.

Danıştay 10. Daire, E. 2006/6650, K. 2008/6283, T. 23.09.2008 tarihli kararı;

5. Devlet Hastanelerinde Doktor Hatası (Tıbbi Malpraktis) ve Sağlık Hizmetlerinde Hizmet Kusuru

Devlet hastanelerinde görev yapan hekimlerin ve sağlık personelinin tıbbi müdahale sırasındaki kusurları bir hizmet kusurudur. Açılacak tam yargı davasında tazminat sorumluluğu kamu görevlisi hekime değil, doğrudan ilgili devlet kurumuna (Sağlık Bakanlığına veya Üniversiteye) aittir.

Danıştay 10. Daire, E. 2021/3450, K. 2022/4112, T. 12.10.2022 tarihli kararı;

Sonuç

Tam yargı davaları, devletin kamu gücü karşısında uğradığı zararların tazmini için açılan davadır. Ancak, bu davalarda zararın belirlenmesi, yargılama sürecinde bilirkişi raporu gibi teknik detaylar mevcuttur.

Devlete karşı açılacak tazminat davalarında bir idare hukuku avukatından destek alınması tavsiye edilmektedir.

Sık Sorulan Sorular

[[SSS]]

Hukuki destek

Bu konuda Bursa’da avukat desteğine ihtiyacınız varsa Osmangazi’deki büromuzla görüşebilirsiniz:

Av. Nurettin Canata
Av. Nurettin Canata

Bursa Barosu (Sicil No 7458). Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu; uzun yıllar Cumhuriyet savcısı ve başsavcı vekili olarak görev yaptı.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır, hukuki mütalaa değildir. Mevzuat ve yargı içtihatları değişebilir; somut durumunuz için mutlaka bir avukattan görüş alın.
Hukuki Görüşme

Dosyanızı birlikte değerlendirelim

Her hukuki sorunun kendine özgü olguları ve kaçırılmaması gereken süreleri vardır. Osmangazi’deki büromuzda görüşme için randevu alın ya da bizi arayın.

WhatsApp'tan yazın